Sherlock Holmes 4.Sezon Özel Bölüm İncelemesi

Sherlock Holmes 4.Sezon Özel Bölüm İncelemesi

Sherlock Holmes 4.Sezon Özel Bölüm İncelemesi Detayları: Sherlock, upuzun bir aradan sonra yalnızca bir bölümle yeniden izleyicilerin karşısındaydı. Doğrusunu ifade etmek gerekirse üçüncü sezonun üzerinden iki yıl geçtiğine inanmakta zorlanıyorum. Bölümleri cap canlı izleyişim halen gözümün önünde. Geçmişe dönüp bakınca ciddi anlamda zaman su benzeri akıyormuş duygusu uyandırıyor. Fakat bunun için nazaran ben şuan dördüncü sezona kadar ne türlü bekleyeceğimizi merak ediyorum.

Sherlock 4.Sezon 0.Bölüm (The Abominable Bride) Bölüm Özeti İncelemesi

Sherlock özel bölümünde neler yaşandı, neler geçti bahsetmeden öncesinde uyarayım, bölümü izlemediyseniz bu makalede keyif kaçırıcı ayrıntılar inceleyebilirsiniz. Bir koşu bölümü izleyip, geri gelin! Bölümden bahsetmeye nereden başlasam emin olamıyorum ciddi anlamda. O yüzden bu yazım belli bir süre düzensiz ve sırasız ilerliyor duygusu yaratabilir. Şimdiden kusura bakmayın.

The Abominable Bride uzunca süredir heyecanla beklediğim bir bölümdü. Hikayenin gidişatı, bölümler aralarında nereye oturacağı benzeri sorular havada uçuşuyordu. Açıkçası bu bağlantı beklediğimden daha güzel bir şekilde kurulmuştu. Belki de ben hayal kırıklığı yaşamamak için beklentilerimi düşük tutmuştum, bilemiyorum.

Sherlock’la John’u original zamanlarında rastlamak başlı başına çok hoşuma gitti. Robert Downey Jr ve Jude Law’lı Sherlock Holmes filmlerini sevmemin mühim nedenlerinden biri de Victoria Dönemi’nde geçmeleriydi. Bu kısımda de o beklediğim hava vardı. Her şeyin sıfırdan başlamaması, yalnızca ikilinin tanışmalarını görmemiz epeyce güzel bir paralel olmuştu. Bunun yanında karakterlerin geçmişe ya da dizideki ifadeyle alternatif bir gerçekliğe oturtuluşu da başarılıydı.

Molly Hooper’ın cinsiyetinin iş hedeflerinin önüne geçmesine engel olmaya çabalaması, Mary’nin değişen zamana nazaran olağan bir eş olmayı reddedişi, Mrs Hudson’ın hikayelerde olmayışına işaret eden fikirlerini tam olarak bir şekilde meydana koyması benzeri ayrıntılar bölümü zenginleştirmişti. Çoğunlukla Sir Arthur Conan Doyle’ın hikayelerinde eleştirilen ne varsa, dengelenmeye çalışılmıştı.

Bölümdeki davanın bir hayalet hikayesi benzeri başlayışı, dönemle harmanlanış biçimi, meydana getirdiği o ürpertici hava ekstra hoşuma gitti. Normalde korku türünün büyük hayranlarından biri değilim. Fakat güzel bir dedektiflik hikayesi çıkacağını bilerek izleyince keyifli oluyormuş. Hikaye bölümün bitiminde çok fazla bir önem teşkil etmese de, ilerleyişi ve son zamanlarda meydana getirdiği paralellik güzeldi.

Sherlock Holmes 4.Sezon

Sherlock Holmes 4.Sezon

The Abominable Bride bölümüne işaret eden aklıma kazınan birden çok sahne var. Belli Bir Süre da bunlardan belirtmek istiyorum. İlki Ricoletti’nin hayaletini bekleyen Sherlock ile John arasındaki konuşmalardı. John’un Sherlock’a geçmişine, cinsel kimliğine işaret eden nazikçe soru sorma gayreti beni gülümsetti. Hepimizin samimi içe merak ettiği detaylardı şunlar aslında. Zaten tüm bölüm süresince John, izleyicilerin gözü olma özelliğinden ödün vermedi. Olayları görüşü, soru soruşu, farklılık ettiği ayrıntılar tam anlamıyla bu doğrultudaydı. Onun ikiz teorisi, benim de aklıma gelen ilk açıklamaydı. John Watson’ı Sherlock Holmes hikayelerinde bu denli mühim yapan ayrıntının atlanmamış olması da memnuniyet vericiydi.

Bunun yanında Sherlock’un Jim Moriarty ile hayali yüzleşmelerini seyretmek epeyce keyifliydi. Benim Düşünceme Göre Andrew Scott muazzam derecede epeyce başarılı bir oyuncu meydana geldiğini bir defa daha ispat etti. Yer aldığı tüm sahneleri keyif arasında izledim. Moriarty’nin Sherlock dizisine kattıklarını da bir defa daha tam olarak bir şekilde gördüğümüzü tahmin ediyorum. Boşuna bir hikaye kötüsü kadar başarılıdır demiyorlar. Yokluğunda dahi Sherlock’u daha iyi olmaya iten bir rakip… İnsan daha ne arzu eder ki?

Elbette kendisini ağzından vuran, ölümü kesinlikle gözüken Ricoletti’nin davası, ikinci sezon finalinde can verdiğini gördüğümüz Moriarty ile paralel ilerliyordu. Fakat bunun günümüze bu denli tam olarak bir şekilde bağlanmasını beklememiştim. Bunun sebebi de sıkça bölümün kendisinin arasında bir baloncuk meydana geldiğini söylemelerinden kaynaklanıyordu. Ne Sebeple Steven Moffat ve Mark Gatiss’in izleyiciye “her şeyi söylememe” alışkanlığını göz ardı ettiğimi ben de bilmiyorum. Bunun Gibi bir hikayeyi iki sezonun aralarında bir köprü benzeri kullanmaları bölümü daha keyifli kıldı.

Sherlock Holmes 4.Sezon Özel Bölüm İzle

Sherlock Holmes 4.Sezon Özel Bölüm

Bölüme işaret eden değinmeden edemeyeceğim bir nokta daha var, o da dönemden meydana gelen feminist mesaj. Bir kadın izleyici olarak hikayenin kadınlarla bağlantılı yanı hoşuma gitse de, dizi ve bunun için bağlı olarak yazarların feminist olma gayreti belli bir süre gözüme battı. Tüm Ricoletti davasının kadınların kendilerine kıymet vermeyen kocalarından intikam alma, diğer erkekleri de hizaya sokma gayreti olması…

Hikaye açısından hiçbir şikayetim yok ama feminist mesaj gözümüze gözümüze sokuldu. Hele hele “Bu kaybetmemiz gereken bir savaş” sözleri… Az öncesinde de değindim, Sir Arthur Conan Doyle kadın karakterleri görmezden geldiği sözleriyle fazlaca eleştirilen bir yazar ama onun eksikliğini böyle kapatılmaya çalışılması da tam olmamış doğrusu.

Hikaye son buluş şekliyle olayları üçüncü sezonla dördüncü sezon aralarında şahane bir köprü kurmayı başarmıştı. Moffat ve Gatiss’i bir defa daha takdir ettim. Sherlock’un zihin sarayında yolculuğu, aklında çözdüğü davanın gerçek hayata yansıması, hikaye içindekilerin durumun farkında olması… Hatta sondaki “Gelecekte ne türlü olurduk?” bağlantısı bir izleyici olarak bana keyif verdi. Yeniden de bölümü izlemeyi yarım saat öncesinde bitirdiğimi de göz ardı etmemek lazım. Ardından “Ya şu da vardı birçok iyi olmayan…” demem kuvvetle muhtemel.

Bölüm sonu notları:

  • Şişman Mycroft
  • Zaman değişse de, homoseksüel göndermelerin değişmemesi…
  • Sherlock’a işaret eden bir takım sorular yeniden yanıtsız kaldı.
  • Irene Adler’ın adının anılması…
  • Sherlock ve John’un işaret diliyle konuşması, daha doğrusu John’un konuşamaması…
  • Watson’ın bir hikaye arasında olduklarını anladığı an yeniden gülümsetti.

KARAR

Sherlock uzunca bir aradan sonra keyifli bir bölümle karşımızdaydı. Geçmiş ile geleceğin bağlantısı, davaların paralelliği, alternatif gerçekliğe güzellik katan ayrıntılar şahaneydi. Feminist alt metin bir alt metin olarak kalsa ve gözümüze sokulmasa hepten epeyce başarılı olabilirdi.

 

  • + Orijinal zamanında Holmes ve Watson
  • Kadın karakterler
  • + Geçmiş ve gelecek bağlantısı
  • + Davaların paralelliği
  • + Jim Moriarty
  • – Feminist mesajın gözümüze sokulması
  •  Bağımlı Sherlock’a dönüş
Kaynak; IGN Türkiye

Makaleyi okumayı bitirdiğine göre hemen bir yere gitme, bir önceki yazımız olan The Flash 2. Sezon 8. Bölüm İzleyici İncelemesi başlıklı makalemizde Connor Hawke Kimdir, Flash 2.Sezon 8.Bölüm ve Flash 2.Sezon 8.Bölüm İzleyici İncelemesi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim - RSS - Sitemap - Ping Gönder Pasulya © 2015 Tüm hakları saklıdır. İçeriklerin izinsiz kopyalanması yasaktır.