İrfan Külyutmaz’ın Hayatı – Gerçek Adı – Yazıları

İrfan Külyutmaz

14 Nisan 1936 tarihinde, İstanbul’da Alman Hastanesinde sabaha karşı dünyaya gelen Hilmi Yavuz, çevresini şuurlu olarak ilk defa babasının kaymakam olarak görev yaptığı Orhangazi’de idrak eder. 1940’Iar yani savaş ve yoksulluk yılları. Gaz lambası ışığında okunan kitaplar, karartma gecelerinde pencereleri sıkı sıkıya kapatılmış odalarda titrek ışığın duvarlardaki esrarlı gölge oyunları Âşık Gariper,

Şah İsmailler, Kan Kalesi Cenkleri… Ve tren yolculukları… Babasının sık sık tayini çıktığı için Kurtalan’a kadar bütün istasyonların adlarını bir çırpıda sayabilen küçük Hilmi, bir şehrin yerlisi olmaya fırsat bulamayan memur çocuklarındandır. Orhangazi’de başladığ ilkokulu Terme’de, ortaokulu Siirt’te bitirir.

Yahya Bey, son olarak tayin edildiği Şebinkarahisar’ın iklimi sağlığını olumsuz etkileyince emekliliğini İsteyip yerleşmek kararıyla memleketi Siirt’e göç eder. İlk defa gördüğü baba yurdunda İlk izleniminin şehre tuhaf bir şekilde hâkim Olan beyazlık olduğunu söylüyor.

Beyazlık ve korkunç mezarlıklar. Sonra ailenin yarışl harabeye dönmüş konağı. Konaktaki yaşama biçiminin ayrılmaz bir parçası Olan efsaneler. Yahya Bey, her gün Kur’an okumakta, evde eş dost ve akrabalar arasında çeşitli dinî meseleler konuşulmaktadır. Siirt’te lise bulunmadığı için kısa bir süre sonra Yavuz ailesine tekrar yol görünür. Ya Diyarbakır’a ya İstanbul’a taşınılacaktır.

Yahya Hikmet Bey, Hilmi’yi Galatasaray’da okutmak istediği Çin İstanbul’u tercih eder. Ve Kıztaşı’nda kiraladıkları eve yerleşirler. O yıl liseler dört yıla çıkarılmıştır. Üstelik Galatarasay’ın hazırlık sınılı da vardır; beş yıllık ise tahsili Hilmi’nin gözünde büyür ve babasına lisan öğrenme sözü vererek Kabataş Erkek Lisesine paralı yatılı olarak girer. Şanslıdır çünkü burada Behçet Necatigil gibi bir edebiyat öğretmeninin “tehzib”inden geçecektir.

Hilmi Yavuz’un bir şair ve kültür adamı olarak hamurunda, Necatigil mayası vardır dersem, abartmış olmam. Antik mitolojiye ve İslami menakıba düşkünlüğü, divan şiiri zevki ve dile tasarrufunda, gerçekten bu seçkin edebiyatçının derin izlerini hemen sezebilirsiniz. On üç yaşından beri şiirle ilgilenen ve bir süre kahverengi kaplı şiir defterine tanınmış şairlerin şiirlerini kendi adıyla yazarak ‘temellük”eden Hilmi Yavuz’un “Sabahların Türküsü” adlı ilk şiiri, Kabataş Erkek Lisesi öğrencileri tarafından çıkarılan ve şair Özdemir Aşaf’ın matbaasında basılan Dönüm dergisinde yayımlanmıştır.

(1 Aralık 1952). Böylece adl şaire çıkan Hilmi’nin şair kimliği onaylanmış olmaktadır. Ancak şairlik sevdası yüzünden, liseyi bitirdikten sonra babasının arzusu üzerine girdiği Hukuk Fakültesinde amfileri değil, Erdal Öz, Kemal Özer, Adnan Özyalçınlar, Onat Kutlar, Doğan Hızlan, Demir Özlü gibi müstakbel şöhretlerin yer aldığ edebiyat çevresince mekân tutulan fakülte kantinini tercih edecektir. A dergisi bu çevrede doğar. Her yeni dergi gibi A da, putları yıkmak yani edebiyat dünyasında köşe başlarını tutmuş eskilerin saltanatına son vermek için çıkarılmaktadır.

Dram Tiyatrosu olayının arkasında da aynı heyecan vardır. Aralarında Hilmi Yavuz’un da bulunduğu genç edebiyatçılar, başkanlığını Yakup Kadri’nin yaptığı Türk Edebiyatçılar Birliği’nin Tepebaşı’ndaki Dram Tiyatrosu’nda düzenlediği şiir gecesinde, gecenin kişiliksizliğini protesto etmek amacıyla, paradiden, Behçet Kemal Çağlar’ın şiir okuduğu şırada ” Matine dörüterleri eşselarnün essmunaleyküm ” yazılı bir pankart açarlar.

Ancak bu protesto önceden haber alındığı için polise haber verilmiştir. Derhâl derdest edilirler. Hilmi Yavuz kargaşadan faydalanarak sıvışmayı başarırsa da ertesi gün Ekspres gazetesinde(…) haberi görünce dehşete kapılır. Korktuğu başına gelecek, ertesi gün polislerce evden alınarak sorguya çekilecektir.

Bu, onun ilk ve son Sansaryan Han tecrübesidir. (…) Hukuk Fakültesine devam ettiği yıllarda Vatan ve Cumhuriyet gazetelerinde çalışan Hilmi Yavuz, 1963 yılında Londra’ya gitmiş, beş yıl süreyle bir yandan BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik Ve tercümanlık yaparken bir yandan da Londra Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okumuştur. Bu arada şık şık Londra ve Paris’teki öğrenci hareketlerine katıldığını şaklamıyor. Ancak kendi ülkesinin tarihine, kültürüne yabancılaşmaya başladığının da farkındadır.

Bu farkında Oluş, onu, çocukluğunda İç dünyasını beşleyen kültürün köklerine İnmeye zorlayacak, hatta Londra’dan Yeni Ufuklar’a gönderdiği yazıda, “Bâkîyi, Nefi’yi, Naimâ’yı bilmeyen fakat Kant, Wittgenstein, Hege deyince bülbül kesilen aydınlarımızı gördükçe sizi bilmem ama benim utançtan yüzüm kızarıyor.” diyecektir.

Bu düşünüş biçimi ve bir kitap kurdu olarak İslam kültürüne, özellikle bu kültürün Osmanlı versiyonuna ilişkin okuma faaliyeti, Hilmi Yavuz’u çevresinde ayrıcalıklı bir konuma yükseltecektir. Özellikle Boğaziçi Üniversitesinde, yönetimin başka birini bulamayınca üstlendiği Islam düşüncesine giriş dersi, onun bu kültürün dünyasına sağlam bir “giriş” yapmasını da sağlamıştır…

Eski kültürden söz ederken iri iri çamlar deviren aydınlarla tatlı tatlı alay etmek, kültürlü alafranga bir İstanbul beyefendisi tiplemesi olan irfan Külyutmaz’ın en büyük zevkidir. Hilmi Yavuz, Osmanlı Türkçesini iyi bilir ve eski kelimeleri gerektiği zaman yerli yerinde kullanmakta mahirdir. Ancak öz Türkçeden hiç vazgeçmediğini de söylemeliyim.

Ve ben bu takır tukur Türkçeyi onun nasıl bu kadar güzel konuşabildiğine hep hayret etmişimdir. 1988’in 14 Aralık’ından beri hiç yakmadığı sigarasını mıncıklaya mıncıklaya yaptığı birçok konuşmayı dinledim ve teklediğini hemen hiç görmedim dersem, inanın. Hilmi Yavuz, belki de öz Türkçeye Osmanlı inceliğini kazandıran ilk ve son adamdır. Hasılı Hilmi Yavuz, “İrfanıyla bizim dünyamıza, alışkanlıklarıyla Bodrum ideolojisine bağlı, babası gibi iki had arasında yaşayan bir Tanpınar adamıdır.

Makaleyi okumayı bitirdiğine göre hemen bir yere gitme, bir önceki yazımız olan Dil Nedir ? Düşünmek Nedir ? Düşünmeyi Düşünmek ? başlıklı makalemizde Dil Bilgisi, Dil Nedir ve Dil ve Anlatım Dersi hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim - RSS - Sitemap - Ping Gönder Pasulya © 2015 Tüm hakları saklıdır. İçeriklerin izinsiz kopyalanması yasaktır.