Ekonomi Nedir ? Ekonomi Alanları Nelerdir?

Ekonomi Nedir

 Ekonomi denildiği zaman insanların aklına neler geliyor bunları sizler için yanıtladık ve alanlarını açıkladık. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmeleri, bazı ihtiyaçlarının karşılanmasına bağlıdır. İhtiyaç, içimizden gelen bir eksiklik duygusu ve bu eksikliğin giderilmesi arzusudur. Bu arzu, insan doğduğu andan başlar, yaşamı boyunca devam eder. İhtiyaçlar sonsuzdur ve insanlar ihtiyaçlarının mutlaka karşılanmasını ister. Bunlardan bazıları karşılanabilir, bazıları ise karşılanamayacak kadar zor, hatta imkansız isteklerden oluşur.

İhtiyaç:

İnsanda yokluk duygusuyla beraber karşılanma isteği uyandıran bir olaydır. İhtiyaçlar karşılanma önceliklerine göre 3 gruba ayrılır:

Zorunlu ihtiyaçlar: Karşılanması zorunlu olan ve yaşamsal önem taşıyan ihtiyaçlarımızdır. Soluk almak, yemek yemek, su içmek, barınmak, giyinmek vb.

Kültürel ihtiyaçlar: Kişinin kendini geliştirmek, kültürel doyuma ulaşmak için karşılamaya çalıştığı ihtiyaçlardır. Gazete okumak, televizyon izlemek, sinema ve tiyatroya gitmek, müze ve sergi gezmek gibi.
Lüks ihtiyaçlar: Ekonomik durumu üst düzeyde olan insanların karşılanmasını istedikleri ihtiyaçlardır. Özel uçakla seyahat etmek, beş yıldızlı bir otelde tatil geçirmek, yüzme havuzlu bir villaya sahip olmak, otomobil yarışlarına katılmak vb.

İhtiyaçları karşılamanın yolu, ihtiyaca konu olan mal ve hizmetleri üretmekten geçer. Bunun için uğraş vermek, emek ve zaman harcamak gerekir. İnsanın her zaman ihtiyaçlarını kendi emeği, bilgisi ve gücünü kullanarak karşılayabilmesi olanaksızdır. İhtiyaç duyduğumuz mal ve hizmetleri istediğimiz yerde ve zamanda bulmamıza, bunlardan yararlanmamıza yardımcı olan kişi ve kuruluşlar vardır. Bu kişi ya da kuruluşlar, insanların gereksinim duyduğu mal ya da hizmetleri üretirler.

Elle tutulup gözle görülebilen ve insan ihtiyaçlarını karşılayan her şeye mal; elle tutulup gözle görülemeyen, insan ihtiyaçlarını karşılayan her şeye de hizmet denir. Mal ve hizmet üretimi yapabilmek için bazı elemanların bulunması ve bunların birleştirilmesi gerekir. Üretim için bir araya gelmesi gereken elemanlara üretim faktörleri denir. Üretim faktörleri; doğa, emek, sermaye ve girişimci olmak üzere dört elemandan oluşur ve birbirleriyle bağlantılıdır. Üretim faktörleri arasındaki ilişki Şekil 1.1’deki gibi gösterilebilir.

Doğa:

İnsan eli değmeden, kendiliğinden oluşan bütün doğal kaynaklardır. Denizler, akarsular, madenler, toprak, hava ve bunların üzerinde oluşan canlı, cansız maddelerin tümü doğa olarak değerlendirilir. Dolayısıyla doğal kaynaklardan herhangi biri olmadan üretim yapılamaz.

Emek:

Kişinin üretim yapabilmesi için harcamış olduğu bedensel ve zihinsel etkinliklerin bütünüdür. Bir fabrika işçisinin çalışırken harcadığı çaba bedensel, bir yazarın kitap yazarken harcadığı çaba zihinseldir. Bazen bedensel ve zihinsel çalışma birlikte yapılır. Öğretmenleri buna örnek olarak gösterebiliriz. Emek faktörü olmadan üretim yapılması düşünülemez.

Sermaye:

Bir işe başlayabilmek için gerekli olan para ile onun yerine geçen değerlerin tümüne sermaye denir. Para, banka hesabı, fabrika ve makineler, alacaklar, vb. değerler sermayedir. Sermaye olmadan üretimin gerçekleştirilmesi çok zordur.

Girişimci (müteşebbis):

Üretim elemanlarını (doğa, emek ve sermaye) bir araya getirip kâr amacı güderek mal ve hizmet üretim ya da satışını yapan kişiye girişimci denir. Girişimci, başlamış olduğu faaliyetlerin sonucunda doğabilecek olan risklere katlanan kişidir. Herhangi bir üretim faktörünün girişimci olmadan ürüne dönüşebilmesi mümkün değildir.

Girişimciler, faaliyetlerini yürütürken kâr amacı güderler. Bunun için de yukarıda saymış olduğumuz üretim faktörlerini bir araya getirerek yeni ekonomik birimler oluştururlar. Bu ekonomik birimlere girişim (teşebbüs) denir. Girişim, başka insanların gereksinimlerini karşılamak amacıyla mal ve hizmet üreten,
kâr amacı güderek faaliyet gösteren işletmelerin diğer adıdır. Girişimcilik, insanlık tarihçesi kadar eskidir. Ancak günümüzdeki anlamıyla girişimcilik uygulamaları, 18. yüzyılda başlanmıştır. Üretim elemanlarını bir araya getiren girişimci, üretimin gerçekleştirilmesini de üstlenir. Asıl amacı kâr olmasına karşın, girişimcinin zarar riskini de göze alması gerekir.

Geçmiş yıllar boyunca yalnızca doğa, emek, sermaye ve girişimcinin bir araya gelmesi üretimin yapılabilmesi için yeterli sayılmıştır. Günümüzde bilgi ve teknoloji çağında yaşamamız nedeniyle bilginin ve teknolojinin de üretim faktörleri arasında sayılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bilgiye ve teknolojiye sahip olan işletmeler, diğer üretim faktörlerine kolayca sahip olabilmekte; bilgi ve teknoloji eksikliği olan işletmeler ise diğer üretim faktörlerine sahip olsalar bile ağır rekabet ortamında başarıyı yakalayamamakta dırlar.

Girişimci, yeni ve değişik gereksinimlerin karşılanması için mal ve hizmetlerin üretilmesi yönünde çaba harcar. Bu çabalar sonucunda ortaya çıkan etkinliklerin tümüne ekonomik olaylar ya da ekonomik etkinlikler denir. Ekonomi kavramına günlük yaşantımızda sıkça rastlıyoruz. Gazete, dergi ve televizyon kanallarında
ekonomi uzmanlarının yapmış olduğu tahminler, yorumlar ve uyarıları da dikkate alıyor ve bilgileniyoruz. Yüzyıllar boyunca dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşamış olan ekonomistlerin görüşleri günümüzde hâlâ tartışılmaktadır. Ekonominin çeşitli tanımları vardır. Bunlar:

  • Ekonomi; para kullanılarak veya para kullanılmadan, insanlar arasında değiş tokuş işlemlerine neden olan faaliyetlerin incelenmesidir.
  • Ekonomi; insanların çeşitli mallar (ekmek, şeker, yün, deri vb.) üretmek ve bunları tüketmek üzere, toplumun çeşitli üyelerine dağıtmak için kıt veya sınırlı üretim kaynakları (toprak, iş gücü, makine gibi sermaye malları ve teknik bilgi) nı ne şekilde kullandıklarını inceler.
  • Ekonomi, insanlığın üretim ve tüketim faaliyetlerini nasıl düzenlediklerini inceler.
  • Ekonomi, servetin incelenmesidir.

Günümüzde ise ekonomi aşağıdaki gibi tanımlanabilir:

İnsanların ve toplumların para kullanarak veya para kullanmadan zaman içinde çeşitli mallar üretmek, bunları bugün ve gelecekte tüketmek üzere toplumdaki birey ya da gruplar arasında bölüştürmek için kıt üretim kaynaklarını kullanma konusundaki tercihlerini inceleyen bilim dalına ekonomi denir. Ekonomi, insanların sınırsız kabul edilen maddi ihtiyaçlarının karşılanması amacına yöneliktir. İnsanların maddi ihtiyaçlarını karşılayan mal ve hizmetler, sınırlı olan üretim kaynaklarıyla üretilir.

Ekonomide amaç kıt kaynakların kullanılmasından en yüksek faydanın elde edilmesidir. Ancak kaynakların arttırılması, bu kaynakların mal ve hizmet üretiminde daha etkin kullanılması ve kaynakların toplumda çeşitli kesimler arasında daha adil dağıtılması bazı ortak amaçlar arasındadır. Bu özelliklerden anlaşılacağı gibi ekonomi biliminin kapsamı oldukça geniştir. Hatta günümüzde ekonomi ile ilişkisi bulunmayan toplumsal olayların çok az olduğu söylenebilir. Bununla birlikte kapsadığı olayların özelliklerine göre ekonomi biliminin de çeşitli bölümleri bulunmaktadır.

Bir malın üreticilerinin belirli piyasa fiyatları ile satmaya hazır oldukları mal miktarına arz, malın tüketicilerinin belirli piyasa fiyatları ile o maldan almaya hazır oldukları miktarlara da talep denir. Piyasa fiyatı, malı üretenlerin arz miktarını etkileyen başlıca faktördür. Fiyatlar yükseldikçe (normal olarak) arz artar. Yüksek fiyatlar, daha yüksek maliyetlere katlanarak daha fazla mal üretimine imkân verdiğinden piyasa fiyatları ile arz miktarı arasındaki ilişki doğru orantılıdır. Talebi etkileyen temel faktör de malın piyasa fiyatıdır. Ancak arzın tersine fiyatlar düştükçe tüketicilerin almaya hazır olduğu miktarlar artar. Dolayısıyla piyasa fiyatı ile talep arasındaki ilişki ters orantılıdır. Ancak diğer malların fiyatları, tüketicilerin tercihleri ve gelirin
de talep üzerinde önemli etkisi vardır.

Başka bir ifade ile bir malın arz ve talebi, o maldan satılmaya hazır olan miktarla alınmaya hazır olan miktarlar, belirli bir piyasa fiyatında dengeye oturur. Bu fiyatın altındaki fiyatlarda talep fazlası üstündeki fiyatlarda arz fazlası oluşur. Talep fazlası durumunda arz yeterli olmayacak, tüketiciler istediği malı sağlamak için daha yüksek fiyatlarla aynı miktarda malı satın almaya razı olacaklardır.

Arz fazlası olunca bu durumda üreticiler stokları önlemek için daha düşük fiyatlarda aynı miktar malı satmayı kabul edecekler, böylece fiyatlar düşecektir. Bir ekonomide tek bir malın arz ve talebinin yanı sıra toplam arz ve talepten de söz edilebilir. Toplam arz ve talep dengesi, fiyatların ortalama seviyesinin bulunmasıyla sağlanır. Toplam arz fazlası işsizliğe, toplam talep fazlası ise enflasyona yol açar. Toplam arz talep dengesine ekonomik denge adı verilir.

Kayıt Dışı ve Kayıt İçi Ekonomi Nedir

Kayıt Dışı ve Kayıt İçi Ekonomi Nedir

Ekonominin Sınıflandırılması

Ekonomi iki temel başlık altında sınıflandırılabilir:

Kayıt Dışı Ekonomi

Ekonomik faaliyetlerin gerçekleştirilmiş olmasına rağmen bu faaliyetlerin kayıt altına alınmaması olarak nitelendirilen kayıt dışı ekonomi, devletin denetimi dışında kalan çeşitli ekonomik işlem ve faaliyetlerdir. Genel olarak kayıt dışı ekonomi, gayri safi millî gelir hesaplarını elde etmede kullanılan, bilinen istatistik yöntemleri ile bulunamayan gelir yaratıcı ekonomik faaliyetlerin tümüdür. Örneğin; yasal olmayan yollardan elde edilen gelirler gibi.

Kayıt İçi Ekonomi

Kayıt içi ekonomi resmî kayıtlara giren, yasal belgelerle belgelendirilen, yetkili kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde kontrol edilen ve millî gelir hesaplamalarında dikkate alınan ekonomik işlem ve faaliyetlerin tamamıdır.

  1. Pingback: Ekonomi Nedir ? Ekonomi Alanları Nelerdir? | Guncel Teknoloji Haberleri

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İletişim - RSS - Sitemap - Ping Gönder Pasulya © 2015 Tüm hakları saklıdır. İçeriklerin izinsiz kopyalanması yasaktır.